İlk Yağ Lambası
Taş Devri insanı, günümüzden 40 bin yıl önce mağara duvarlarını resimlerle süslerken, çalışmalarını gün ışığının erişmesinin olanaksız olduğu yerlerde, yağ lambasının ışığında sürdürüyordu. Fransa’nın Dordogna yöresinde bulunan 17 bin yıllık lambaların içinde hayvansal yağlar yakılıyordu. Bu lambalar, içleri oyuk taş parçalarıydı.
Daha sonra, deniz hayvanlarının kabukları lamba olarak kullanılmaya başlandı. Mi-lat’tan önce 5. yüzyılda Mısırlılar ve Persler, balçıktan midye kabuğu biçiminde lambalar yaptılar. Kolza ürününden elde ettikleri yağları aydınlanma amacıyla kullandılar ve lambanın hazne bölümüne, yağın içine başka maddelerin girmemesi için bir kapak takmayı akıl ettiler. M.Ö. 1000 yılından itibaren de lambaların içindeki yağlan emerek ışık vermek üzere bitki liflerinden yapılan fitiller kullanılıyordu.
1780 yılında, Fransa’da çalışan İsveçli kimyager Ami Argand, ilk yünlü fitili yaptı ve üzerine camdan bir koruyucu geçirdi. Bir hava deliği aracılığıyla, fitilin ortasına ulaşan hava, onun daha iyi yanmasını ve daha çok ışık vermesini sağlıyordu. Argand lambasının ışığı, insanlara akşamlan kitap okuma alışkanlığı kazandıracak kadar güçlüydü.
1859 yılında, Pennsylvania’da petrolün bulunmasıyla, lambaların içindeki çeşitli yağların yerini bu madde aldı. 1865 yılında, İngiltere’de James ve Joseph Hinks kardeşler, çift fitilli lambayı gerçekleştirdiler. Bu lambalar tek fitilli Argand lambalarının iki katı ışık vermelerine rağmen, yarı yarıya daha az yakıt harcıyorlardı.
Gaz lambaları, günümüzde, Çin, SSCB ve Afrika’nın elektrik ulaşamayan bazı yerlerinde hâlâ kullanılmaktadır.